Thursday, 29 November 2007

GOZUMDE TUTUYORSUN



*Askim ve ben* soylenecek baska soz var mi?
Benim icin yok cunku gozlerinin icinde ki isiltida kayip olmayi suan tercih ediyorum...
Coktan beri yazmadik*
Ama hergun kontrol ediyoruz*
Yani burdayiz*
Ben ogrencilik/is bulmayla mesgulken...
Askim cok calisiyor...
Bitanem hayat ne getirirse getirsin ben senin yanindayim *yorma kendini...*
Yakinda sana bir surprizim var...
Bekleyelim bakalim...**

Sunday, 18 November 2007

Viral enfeksiyon...



Bitanecek sevgilim, *hasta olmus*
Simdi yaninda olacaktim...
Temmuzun sicaginda bu sene birlikte bir grip olduk ki - dillere destan**
Birimiz iyileşiyordu, geri hasta olan oburune geciriyordu gribi, tam bir ay oyle devam ettik bol vitaminli, taze yaz meyveleriyle, bol bol o sicakta yana terliye kafa kafaya verip nane limon icerek...
Pecete ortagi olmustuk birbirimize, cantamda gunluk 4 paket tasiyordum...
Askim benim hastalik ortagin yaninda olmadan nasil hasta oldun hih?
Kendimi o ate$ten, hastaliktan berbat hissetigim gunleri bile ozler oldum
Cunku sen yanimdaydin bebegim**
Isin komik tarafi bunca mesafeye ramen ikimizinde bogazi birlikte $i$ti 'yine'...
Ben baya toparladim ama bugun daha bir kotu olmustu bebegimin sesi...
Hemen iyiles olur mu Birtanem...**

Friday, 9 November 2007

Kopyalama, kendi hayatına ekleme, araklama, uçurma, siz ne derseniz artık!

*Belki yazilarimizi okurken bazilariniza dogal olarak *börtü böcekli* gelebilir*
*Bazilarinizada *Dogal*
*Bazilarinizada *Abes*
*Bunada *saygimiz* var*

*Gonderilmi$ mailerimde eski bir mail ararken, birden bire sevgilime yolladigim eski maillere gozlerim kaydi*

*Okumaya baslarken "Bu ne ya?" dedim*
*Ortalarina ula$inca "Hiii hatirladim ho$ bi$iydi..." diye mirildandim*
*Sonuna gelincede "Baskasinin sesinden dinlerken insana cok ho$ geliyordu demek ki" dedim* Ben bunu bir radyo programinda duymustum ve hatun oyle bir bali anlatiyordu ki super demistim... Oylede Askim'a yazip yollamistim...

Huzurlarinizda *sizinle paylasmak istedim*... Bilmem Sevgili hatirlar mi acaba**
**Turunca ve bold Yazı Tipi ile yollamisim ona**

**23 Temmuz 2006 15:10:44**

Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...

“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.”

Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken
deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.
Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı
dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”

Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi...

O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak.
Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii...
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses
ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu...
Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...

40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye
bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim,
bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...

İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat.
Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...”

Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında
birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..

Gözleri nemlendi kadının...
Çok tatlı!.. dedi...


Hami$: Lutfen evde denemeyin, tuzun fazlasi, yuksek tansiyon, vucutda su toplanmasi gibi bir suru zarar verebilir sagliginiza**

Saturday, 3 November 2007

Aşkım uçtu gitti...




*Dun cok zordu*

*Hayatimda, *hayatimiz* da ki en zor gunlerden biriydi*

*Butun duygular uçdeğer haldeydi bedenimizde*

*Uc gundur hungur hungur agliyan ben, nasil guluyordum hic anlamadim...*

*Sevgilimin hafizasinda ki en son ki canli halim mutlu olsun istedim*

*Abi'si ve en yakin arkadasiyla birakmaya gittik* *Arkadasi 3 gundur Ecoş cok aglayacak, cok koyacak diye bana takilip duruyordu* O an aglamasamda cok koydu ona el sallamak - bir siradan obur siraya giderken geri donup bana sarilmasi maf etti*

*Kac gundur dik duran Askim* Kac gundur benim aglamalarima dayanan askim* Kac gundur beni teselli eden Askim* **Bu sefer gozleri dolan Sevgilimdi**

*Ama yalniz kalana kadar kendimi nasil tuttum bilmiyorum*

*O gider gitmez bir efkar basti ki, daha gitmedi*

*Onunla oturdugumuz, gezdigimiz, ayaklarimizin bastigi yerlere gidince icim gidiyor*

*Ama icim rahatti*

*Askim emin ellerdeydi*

*Resimde gordugunuz minik Abican'nin mustakbel esi vesilesiyle tanistigimiz kuzenin cimcimesi*

*Minigin birde seker gibi bir bebek kardesi vardi, biz havaalaninda karsilasinca bizimkisiyle sarmas dolmas oldular*

*Resimde de gordugunuz gibi tuttu minigin ellini Askim, ve el salliya salliya gittiler*

*O portrenin icinde olmak icin neler vermezdim...*

**Ama olmadi**

*Safak 53*

Friday, 2 November 2007

Gittigin yagmurla gel Askim...



Askim gidiyor, kisa bir post olacak, ama o cok iyi biliyor icimden gecenleri...

Birtanem seni bekliyorum burada**

8 HAFTA SONRA YANINDAYIM...

YARIN AKSAM KIM BENIM ELLERIMI ISITACAK YA ASKIM?

SENSIZ OLURUM...