Monday, 31 December 2007

Dogum gunu cocugu Biyo

Bir varmis bir yokmus,
uzaklarda bir yerlerde minicik bir kedi varmis...
Guzel mi guzelmis...
Hayirli bir evlat,
Anlayisli bir e$,
$evkatli bir anne,
Sabirli bir gelin,
Yetenekli bir ressam,
Egitici bir insan,
Becerikli bir hatun,
Fistik gibi bir abla,
Ablasinin en buyuk destegi olacak kadarda olgun bir kardesmis...


Sonu ba$ina uymadi ama olsun

Dogum gunun kutlu olsun Biyonikkedi'm...

iyi ki dogdun, iyi ki bizlerlesin her daim yazman, buralarin ba$ini cekmen dilegiyle...

Dipin notu: ingilizce karakterler icin kusura bakmayiniz arkadaslar...

Nerden nereye...

Efendim, gecen senenin muhasebesini yapmak istemedim...
*
Ama gecmisten bugune dek dondurdugumuz guzel kareleri sizinle paylastim...
*
Umarim hepimizin dilekleri
*
Bir baskasinin hayatini kisitlamadan
*
Kabul olur
*
Hepinize, isim vermemize gerek yok burda cok ama cok guzel dostluklar edindik...
En basta saglik, mutluluk, en onemliside bol bol sinirsiz sartsiz sevgi, basari diliyoruz... Umariz 2008 guzelikleriyle hepimizde iz birakacak bir yil olur...
Ecem & ibrahim...



Dipin Notu: Kivircik sacli resimde ben tulumlu, sevgili cikolata yerken (cocukluk resim ama pek net degil) nekadarda birbirimize benziyoruz... Hayret ettim

Benim tek dilegim en kisa zamanda sevgilime kavusmak... Ve 'bizimle' ilgili bir suru dilek...

Dipin Notu'nun Notu: Arkadaslar ilk kulandigim program 'Smilebox' ile uzun yazilar yazarak super bir album hazirlamistim ama benden baska kimsenin bilgisayarinda cikmadigi icin degistirdim... Bazi resimler sigmadi... Yazilarida yayinliyamadim... Ama bebekligimizden, cikmaya basladigimiz doneme kadar az cok hosumuza giden resimler...

Saturday, 29 December 2007

**Süslü ihbarname**

Aşagıda ki resimde ki
*kaçak*

Bu blogu açma fikrini bana veren
*
Yazılarımı yayınlamak için bana cesaret veren
*
Diyaloglarımızın resimlerimizi gözümden sakınıp kimseyle paylaşmak istemezken bana güven veren
*
En önemliside buralarda tanıdıkca yakınlaştığımız, yakınlaştıkca güzel dostuklar edindiğimiz arkadaşlarımıza sevgimizi ta buralardan hissetirecek kadar koşulsuz, sınırsız sevgi veren sefgilim...



Blogumuzda "Bende post yazacağım" dediği halde; daha yazamadı...

Burdan seslenmeye karar verdim...

72 Saat müddet veriyorum birtanem!

Dipin notu: Bir yandanda içim parçalanıyor yorgun argın eve geliyor ama ne yapalım...

Prensesin**

Tuesday, 25 December 2007

Balıklama atlayış...

Geçen gece oturmuş düşünüyordum...

Okadar politik yazi yayınladık, okadar kişisel fikirlerimizi paylaştık, konumuz sadece *bizim* hayatimiz olduğu için en içten resimlerimizi birbirimizle olan diyologlarımızı yayınladık şu kısa blogger hayatımız suresince...

Ama daha hiç çok sık okuduğum blogger arkadaşlarımızın şikayet ettigi veya sonucunda blogunu ozelestirmek zorunda kaldığı, her söze muhalefet olan insanlardan yorum gelmedi diye...

**parazitttt**



Gözümüz aydın ki sonunda geldi...

şimdi sevgili dostlar ben burayi parlemento olarak gormediğim, kendimide cumhurbaşkanı olarak ilan etmedigimden midir nedir müzakere ve münakaşaya asla ihtiyaç duymuyorum...

Ama gelin de görün ki bende sonucunda bir insanım ve soylediğimi anlamadan dar, ensiz kafalar ile bakan insanların yorumlarını cevaplamadanda edemiyorum...

Hadi bakalım sayın okuyucumuz ne demiş...

efrasiyab said...

Sen burger king te hamburger yemedin mi_? ya da iskender kebap, ya da lahmacun_? Ne bileyim iste her ögrenci yemekhanesinde çikan tavuklardan da mi yemedin? o zaman vejeteryansin, saygi duyarim.
Ama kurban bayramini tukaka ilan etmeden önce izin ver sunlari yazayim,
1) Kurban bayraminda her yil 2.5 milyon ytl para sehirden, üretim sektöründen, hizmet sektöründen, köylere hayvancilik ile ugrasanlara akar, hayvancilikla ile geçinen insanlarin çogu bu bayram sayesinde kendine gelir. Bir an için babanin hayvancilik yapan birisi oldugunu hayal et, olabilirdi, bu buyuk biri ihtimaldi ama olmadi.
2) Kesilen kurbanlar her yil kisi basina yillik geliri 100$ olan etiyopya gibi ülkelere gönderilir, açliktan ve aidsten analari aglayan insanlar için bunun ne demek oldugunu anlarmisin bilmiyorum, sana ntvmsnbc.com adresindeki o'an lari tavsiye ediyorum. bir an için onlardan biri oldugunu hayal et. açlik nedir hissetmeye çalis mesela hiç oruç tuttun mu simdiye kadar _? ibadet olsun diye degil canim öylesine..
3) gozlerimizi kapadigimiz zaman hindistan kesmirini görmedigimiz zaman, filistini, iraki görmedigimiz zaman, en zengin petrol yataklarina sahip nijeryanin nasil olupta dunyanin en fakir ulkelerinden biri oldugnu sormadigimiz zaman problemlerin yok olmadigini anlariz.
4) Aile üyeleri bu vesile ile bir araya gelir ve bu dünyanin para kazanma yeri degil sevisme yeri oldugu hususunda birbirlerine hatirlatmalar yaparlar. güven duygusu yasatirar.

unicef kartlari senin vicdanini rahatlatiyo olabilir ama bana daha fazlasi gerekiyor,
bunun için hayvan kesmek gerekmez dersen, hadi ama bu kadar saf, bunu engelleyemezsin, yedigimiz her uc seyden ikisi et mamulu.

son olarak,
kizmadin insallah

iyi bayramlar


1. Soyledigin et mamulerinden yedim veya yemedim, insanlar elinde sonunda vejeteryan doğmuyor. Bir şekilde et tüketmişimdir. Bu kurban bayramının gerçeklerini değiştirmiyor. Siz benim babamın veya ben buyurken maddi destek aldığım hiç bir şahısın hayvancılık yapıp yapmadığını bilmiyorsunuz... Benim duşunceme saf demişsiniz sanki ben polyanacılık oynuyormuşum gibi oysa asıl bu kadar saf yorumlar yapan sizsiniz...

Eger ki Baban hayvancı olsaydı bunları demezdin diyecekseniz savunmanız buysa benim anlatığım bayramda, benim *özgür* irademle paylastığım, hayalini kurduğum bayrama bakarsak zaten hayvancılık sektörü olmasada o insanlar sosyal güvenceleri olan insanlar olurdu... çünku insanlar birbirlerinin varlığının farkında olurdu, vergiler herkez tarafından odenirdi, ve hukumette dogru hizmeti verirdi, sadece 1kg et vermek için ve vicdanlarını rahatlatmak icin buluşmazdı...

*Herzaman yardima muhtaç insanlarin farkında olurduk...*

Dunya'nın her yerinde farklı meslekler farklı talepler görüyor, bayramda hayvancılık yapan insanların ekonomisi bayram edebilir ama bayram dışında da insanlar zaten et tuketiyor... Onların ekonomisi çam agaç'ı satanlar gibi sadece 365 günün bir gününe baglı değil sizinde dediğiniz gibi üç besinden ikisi et...

Bide insan oğlu para kazansın diye kendini savunamıyan bir varlığın ölümü size normal geliyorsa buda sizin sorununuz olduğunu gösterir çünku içinde bir nebze sevgi ve merhamet olan herkez o bayrami kutluyanlarda dahil ne demek istedigimi anlar...

Elinde sonunda benimde boğazımdan et geçmiştir vejeteryan olup olmadığımı bilmiyorsunuz ama sonuçta insanlar analarının karnından vejeteryan doğmuyor...

Fikirler, düsünceler, kavramlar geliştikce vejeteryan olmayı seçiyor insan... Bu arada kendi kendinize sonuç çizmeyin çünku ben bayramda yapılan katliamdan bahs ediyorum vejeteryan olup olmadığımı bilmiyorsunuz... Orda verdigim mesaj'da biraz açık ampul ile bakarsanız asla et tuketmeyin demiyorum...

O posta yorum bırakan mantıklı insanlarda bildiğim kadarıyla normal dozda et tüketiyor ama aile başina bir hayvan kesilirse bu anormal olur... Neredeyse ailede ki kişi başına hayvan kesiyorlar, parasi olan 3 tanede kesiyor...

Dunya'nin ekolojik dengesi için bile bir felaket... çocuklarımız kuzunun ne olduğunu bilmiyecek bu gidişle, ikinciside bu aşiri talep yiyeceklere hormon girmesini körçüklüyor çünku doğal yollar ile üretim yeterli olmuyor dunyanın ışık hızıyla çoğalan nufusunu doyurmaya...

2. "Kesilen kurbanlar her yil kisi basina yillik geliri 100$ olan etiyopya gibi ülkelere gönderilir, açliktan ve aidsten analari aglayan insanlar için bunun ne demek oldugunu anlarmisin bilmiyorum" demiş arkadaşımız...

Siz galiba yazdığımı anlamadınız Etiyopya gibi ülkelerde ki aids'li insanlar açlıktan yemek yediklerinde vücutları şoka giriyor...
*
O sizin beğenmediğiniz UNICEF'in onlara ulaştırdığı ilaçlarçı tuketmeleri gerekiyor, aksi taktirde vücutlarına giren yemek hemen feçes olarak çıkıyor - kana karısmadan... Anlıyacagınız o insanların vücudu dipsiz kazana dönmüş halde oluyor...
*
üstelik beğenmediğiniz o ilaçlar o insanların bir gün fazla yaşaması için işe yarıyor... Ağrılardan geberdikten sonra bir lokma et yemek ister mi sizin canınız, et'i birakın bogazınızdan bir lokma geçmesi rahatlatır mi ağrıdan bir hal olmuş bedeninizi...

Sonuçta 100$'lık et yerine, 100$'lık baska besinlerle *peynirinden, bakliyatlarından, meyvesinden, sebzesinden tutunda* bir sene insanların midesi bayram eder...

Ustelik siz hayvancılıktan bahs etmişsiniz UNICEF ve OXFAM çiftlikte çiftci'ye bir sürü mazeme, ölü toprağı verimlileştirmek için fertilizer sağlıyor, aynı zamanda gerektiği taktirde sadece yemeleri için değil ama çalişabilmeleri için hayvanda veriyor... Anlıyacağınız fakirliğe ömür boyu çagre saçğlıyorlar çünkü o insanlar gıda üretebilse hem ekonomileri degişir hemde karınları doyar...

3. Dünya konularına el atmışsınız*
Bu konu ile bağ kuramadım -
Evet haklısınız bunların hepsinin farkındayız ve tartışılacak bir sürü konu ortaya çıkıyor ama bu konuyla bunun hiç bir alekası yok... Unutmayın ki Iraq'ta ki savaşın sorumlusu kendi egosu için ailevi zenginliğini korumak icin başkalarını sömuren *Bush* ailesi.

Aynen insanların boğazı için hayvanları öldürmesi gibi... Bu konuyla bunun pek bir ilgisi yok ama dünyadan haberdar olduğunuzu gösterdiğiniz için ve bizler ile bu önemli bilgiyi paylaştığınız için teşekkurler efenim.

Unutmayın ki dünyadan bir haber degilsiniz diye, başkasının açısından bakmadan, bu ahkam kesme hakkını vermiyor size... Ben o yazıyı yazmadan önce günlerce her bakış açısından düşündüm de yazdım*

Sonuçta insanların düsünceleri inançları sizinkinden ibaret değil...

4. Zaten yazıyi ne kadar düzgün okursanız okuyun düz baktıktan sonra aslında benim neyi kast ettiğimi anlıyamazsınız, o tılsımı göremezsiniz...

Kişi başına bir koyun inek keseceğimize et seviyorsanız kasaptan aldıgınız bir kilo etle yemek yapılsa, yaptığımız yemekler paylaşılsa, elimiz 10 ekmek tutuyorsa 1'iyle biz yetinsekte baskalarınada el uzatsak... Anadolu'nun koşe bucağında bakımsız kalmış çocuklara et yolluyacağımıza, uzun vadeli yardımlar saglasak...

Bakın bayram günü Bâla'da insanlar çadırda uyudu... Kuzu, koyun, ne midelerindeymiş degilmiş sogukta donarken onumu düşündüler... Kızılayın maddi açıdan güçlenmesi gerekki o insanlara yardım etsin, ama tabi ki ondan once evlerin depreme karşı dayanıklılaşması gerekiyor... Ve bunlarda başka bir zaman yazabileceğim başka konu başlıkları yaratıyor...

Bunu özelikle ayri yazmak istedim*
*
Sakin benim dinimi mesebimi asla bu tutum, bu uslupla sorgulamayığn, bu ne şımarıklıktır ki oruç tutunuz mu diye sorarsınız?

Dogru demişsiniz oruçun dinle ilgisi yok*

inanın bana burda oruç tuttum diye naralar atıp şımarıklık etmiyeceğim, tuttuysam tuttum tutmadıysam tutmadım bu dile getirilmez, ama nefsimi terbiye ederim ve eğer bastıgınız nokta aç olanların hissetiklerini hissetmemdiyse evet hissetim, insanın kan şekerinin düşüp canının her gördüğünü de istediğini iyi biliyorum...

Ben burda bir yazi yazdim örnekler verdim, nereye ne maddi manevi yardımlar yaptığımi bilmiyorsunuz, benim hayatımda ki misyon vicdanımı rahatlamakta değil ve ben UNICEF kartlarını ve ürçünlerini asla vicdan rahatlatmak için almam birde onlardan bana bişey gelsin zaten istemem - ihtiyacı olan insanlara 100% gitsin isterim... Kartdan gelen gelirin ne biliyim 25% kartlara vede yuzde 75% ihtiyacı olanlara diye ayrılsın istemem... Kartları küçümsiyerek kendinizi iyi mi hissetiniz?

Farkındaysanız yılbaşı geldi şimdi noel demeyim buda ayrı bir polemik yaratır*
insanlar hediyeler, hediye paketleri, kartlar alacak vede gidip büyük markalaşmış yerlerden alacaklarına, dünyada ki bazı adı üstünde ki *güçleri* güçlendireceklerine zaten her koşulda alacakları kartları hediye paketlerini ordan alsalar hem işlerini görürler, hemde bizim rahatımızdan mahrum olan insanlarada el uzatmış olurlar...

Onun için bir daha sakın bu blog'a gelip bizim şahsi düsçüncelerimizi eleştirme... Bu ettiğiniz lafları ederken karşıdakini zaten düşünmediğiniz belli... Vicdan rahatlatmak asıl sizin ki... Hata orda o yorumu yaparken kendinize pskolojik terapi yaptınız "aaaa bak ben nelerle sana muhalefet olurum" tavrıyla haz duydunuz...

Ayrıca modern ve bilgili bir hava katmak için ben NTV izlerim ipucunu verdiğiniz içinde ayrıca teşekkurleri bir borç bilirim... Malumunuzdur sayın okuycular yorumu yazan kişi tavsiyede bulunmuş link vermiş ntvmsnbc.com'a bakmamızı önermiş... Arkadaşın demeye çalıştığı eğitimli insanlarda benimle hemfikir... Belirtiğim gibi ben her pencereden bakıp bu yazıyı yazmaya karar verdim, inanın bilmediğim konulardada arastırmalar yapıp öyle yazdım!

Bide arada sıkıştırdığınız bütün kaba eleştirilere, ne biliyim "unicef kartları senin vicdanını rahatlatıyor olabilir" gibi yaptıgınız size asla düşmiyen yorumlara ramen beni vede sayın okuyucumu manipule etmek için birde kendi vicdanını rahatlatmak için yazdığın sözde gönül alan, sonunda iyimser bir tavırla "kizmadin insallah iyi bayramlar" diyip ben iyi bir insanım imajı vermene hiç gerek yoktu...

Tuesday, 18 December 2007

Dikkat! Dikkat!



Aslında bu yazıyı sonra koyacaktım
*
Ama düşündum ki hazırlıklar önceden başlıyor
*
Biliyorum bir fenomen oldu, butun bloglar slogan halinde haykırıyor
*
Ve bizde onlari sonuna kadar destekliyoruz**
*
Evet bayramlar hoş, sıcacık, ailelerin birleştigi zamanlar
*
Ama BAYRAM diye kendini savunmaktan yoksun olan, duygularını, hislerini dile getiremeyen bir hayvanı kimsenin katletmesine dayanamıyorum
*
Onun düşüncesidir diyerek saygıda duyamıyorum
*
Kendimi bu konuda avutamıyorum!
*
çunku o hayvanları kesenlerde *kendini savunamıyan bir canlının yaşam mucadelesine saygi duymuyor!*
*
9 ay olmiyabılır ama unutmayin ki kurbanlık edilen hayvanlarda yavrularını iç güdüleriyle koruyarak, belki çocugunun gelecegi için maddi yatırım yapmasada insan evlatları gibi, beli bir sure *rahim*lerinde taşıyorlar!
*
Belki öğüt veremiyorlar yavrularına ama fiziksel hariketlerle koruyarak, yalayarak, koklayarak sevgisini gösteriyor biricik yavrusuna! asla irenç demeyin Anneler Babalar daha mı az emek veriyor!
*
Hem ne utandırıcı guzelim ülkemizin sokaklarının yarı baygin hayvanlarla, aç gözler ile bakan insanlarla, ve kan gölüne dönmüş caddelerle dolup taşması
*

*
Eger bir sevap işlemek istiyorsanız
*
Bir can kurtarmak istiyorsanız
*
öylesine veya din'i görevlerinizi yerine getirmek içinde olabilir...
*
Bir sürü yardım kuruluşu var *Sadece Musliman ülklere et dagıtmiyan* internet üzerinden bir miktar ödüyüp, ellinizle ne bagış yapacagınızı secebileceginiz
*
Bunlardan bazıları:

UNICEF
UNICEF'in sitesinde dünyanın bir çok yoksul ülkesinde ki ölmek üzere olan çocukları kurtarmak icin glükoz içeren içecekler satılıyor - açlıktan çocukların mideleri bişey kabul etmedigi için yedikleri direkmen çıkıyor kana karısmadan, oysa bu tuz ve seker karışımı uzun suredir aç olan vücudu şoktan çıkarıyor ve mideyi yemege hazırlıyor, bu 1 tuttam olan karışım 20 kurus bile etmiyor ama alamıyor insanlar - bizler o hayatları kurtarabiliriz!

Daha fazlası HIV/AIDS gibi hastalıklar için ilaçları sadece internet üzerinden cuzi bir fiyat öduyerek bagışlıyabilirsiniz, siz parmagınızı oynatmadan UNICEF ihtiyacı olana ulaştırıyor... Ayni zamanda temiz su kaynakları, çiftçilere mazeme de alabilirsiniz - yine UNICEF ulaştırıyor ihtiyacı olan kişiye...

Hem yılbaşi kartları ve bir suru hediyelik eşyada satılmakta - bunlardan gelen gelir yardıma muhtaç insanlara yardım etmek için kulanılıyor...

Sadece 5 dakikanınızı ve bücenizin çok azını bagışlıyacaksınız
Yani cüzdanınıza ömür boyu bir zarar vermeyecek!

OXFAM
Yine aynen kredi karti ile bagışlıyacagınız bir miktar para istediginiz alanda kulanılıyor, Oxfam'da tamamen gönulu olarak calisan insanlar dünyada ki yoksulugun bitmesi icin çabalıyor ...

Hıııı
*
Diyorsanız ki "Bizim ülkemizde onca aç açıkta insan varken biz onlara mi yardım edelim
*
Ozaman tık*lıyorsunuz:
Buraya!
*
Kardeşinizi seçiyorsunuz
*
ülkemizde ki açta açıkta olan bir sürü insana asla nakit/para yollamadan
*
Ordan burdan buldugunuzu
*
Bu soguk kis aylarında minicik elleri sıcak tutacak montları, eldivenleri, atkıları, şapkaları...
*
Sizde aynı şeyin yedegi olan evde fazla olan eşyaları kolilere koyuyorsunuz
*
Sonra 5TL'ye olmasında 10TL'ye olsun, kargoyu çagrıyorsunuz kapınızdan alıyor paketi(Katliam etmek icin para verecegimize, okadar cuzi bir ücret ödüyoruz...)
*
Ve minicik eller merakla acıyor o paketi
*
Yüzleri gülüyor
*
Belki bizler o hayvanlari öldürürken, o 13 yaşinda ki çocugun, 5 kücük kardeşiyle paylaşmaya bile razı oldugu, hayatında aldıgı ilk hediye paketi oluyor
*
Dünyanın ne biliyim kaçı açlık sınırında yaşarken, komşunuzun kuru fasulyesine et girmesede, çocugunuz kavurma yemesede bu bayram (zaten malum kolesterol riskide var), o yemegi etsizde olsa yinede yiyebilecegini biliyorsunuz bir şekilde karnı doyacak... Karnı doymuş, ayakları sıcacık, güvende yatagına girebilecegini biliyorsunuz...
*
Hadi sizde gerçekten dünyayı degiştirebilecek bir veya bir çok şeyler yapın bu bayram!

Monday, 10 December 2007

I ♥ the 80'S!

*80'lilerin kuşağı bilir*
**90'larda da vardı**
*şimdilerdede var ama tadı hiç aynı olurmu?*
**Biz hala oturup aşkımla izliyoruz!**
*Ve bunu izlerken bizim parçamız olsun dedim - böyle mi tatlı, böyle mi güzel melenkoli yapılır, ekran başındaki minicik kuşlara özlemeyi ne kadarda güzel anlatıyor yahu...*

**Hadi son ses açıp izliyelim hep birlikte... **Benden Büdüme, Birtanem'e, yani biricik Aşkım'a... Sen mutluyken dünyalar benim oluyor**



Dipin Notu: Sürprizden bahs ederek son post'da baya ceycanlandırdım sizleri ama çok yakında öğreneceksiniz malum prensimiz öğrenmesin diye söylüyemiyorum:)...**